Köşe Yazıları  >  Dil Gelişimini Destekleyen Faktörler
13.1.2015  

Özel gereksinimli çocuklarımızın, en önemli yetersizliklerinin başında; kendini ifade etmede güçlük çekmeleri ve başkalarıyla iletişim kurmada zorluk yaşamaları gelmektedir. Ailelerimiz, çoğu zaman çocukları problemlerini anlatamadığı ya da çocuklarının neden ağladıklarını anlamadıkları için duydukları üzüntüyü ifade etmektedir.

 

Yaptığımız çalışmalarla konuşamayan çocuklarımızın; duygularını, düşüncelerini, isteklerini dile getirmelerini ve çevreleriyle iletişim kurmalarını sağlamalarını amaçlamaktayız. Başarıya ulaşılması için çalışmalarımızın ailelerimiz tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Çoğu zaman ailelerimiz ne yapacaklarını bilmedikleri için çocuğun eğitiminde rol üstlenememektedir.

 

Tüm çocuklar, dile ait becerileri doğuştan getirmekte ancak bu becerileri çevresel faktörlerle geliştirmektedir. Ailelerin çocuklara karşı ilgi ve sevgi göstererek onlarla konuşmaya başlamalarının çocukların dil gelişimine önemli katkıları vardır. Fakat yetersizliği olan çocuklarımızın bu konuşmalara tepki verememesi ya da çok az tepki vermesi üzerine genellikle tek yönlü bir iletişim meydana gelmektedir. Bu nedenle, aileler bir süre sonra çocuklarıyla konuşma sıklıklarını ve sürelerini azaltmaktadır. Öncelikle çocuklarımızda bir yetersizlik olduğunu kabul etmemiz ve sabırlı davranmamız gerekmektedir.

 

Öğrenmenin temeli, bir uyarıcıya dikkat etme ve bu dikkati belli bir süre o uyarıcı üzerinde yoğunlaştırmadır. Aynı zamanda çocuğun bir uyarıcıya dikkatini yoğunlaştırabilmesi için; ortamın diğer uyarıcılardan mümkün olduğunca arındırılmış olması gerekmektedir. Etkinliklerin kısa ve basit olması, verilen yönergelerin kısa, net, anlaşılır olmasına dikkat edilmesi gerekmektedir. Doğru model olmak, dil gelişimi için en önemli aşamadır. Karmaşık ve uzun sözcüklü cümleler sebebiyle çocuklarımız konuşmak istememektedir. Çocuğun konuşulanları anlamasında, konuşma sırasında kullanılan jest ve mimikler, sözcük ya da eylemlerin hareketle ifade edilmesi etkili olmaktadır.

 

Çocuklarımızın konuşamamasının öncelikle nörolojik bir probleme bağlı olmadığından emin olunmalıdır. Sonrasında, ağız masajı ve egzersizlerle çene kasları güçlendirilmelidir. Emme çalışmaları, üfleme çalışmaları (mum, flüt, baloncuk gibi), çiğneme çalışmaları (ısırma, sakız çiğneme gibi), yalama çalışmalarıyla da (dondurma, saplı şeker gibi) çene kaslarının gelişmesi desteklenmelidir. Eğlenceli hale getirmek için ayna karşısında da çalışılabilir.

 

Bu çalışmalar yapılırken çocuklarımızla sözel iletişim kurulmalı ve bu iletişimi devam ettirmek için ortamlar yaratılmalıdır. Aynı zamanda çocuklarımızın işaret diliyle ifade ettikleri istekleri görmezden gelinmeli, konuşma ihtiyacı duyması sağlanmalıdır. Çocuklarımızın yanlış söylediği sözler üzerinde durulmamalı, doğrusu söylenerek model olunmalıdır.

 

Unutulmamalıdır ki çocuklarımız, en çok eğlenerek yapılan etkinlikleri öğrenirler. Bu yüzden çocuklarımızla oyun oynamamız, onlara konuşmaları için fırsat yaratmamız ve onları konuşmaları için asla zorlamamamız gerekmektedir.

 

Burcu ÖZGÜNETEY 

Psikolog

Paylaş :