Köşe Yazıları  >  Aile Tepkilerinin Evreleri
20.1.2015  

Ailelerin gelişimsel yetersizlikleri olan çocuklarını kabullenmelerinde geçirdikleri süreçte verdikleri tepkiler üç evreden oluşmaktadır. Birinci evre; şok, reddetme, depresyon, ikinci evre; karmaşa, suçluluk, kızgınlık, üçüncü evre ise; pazarlık etme, kabul ve uyumu içermektedir. 

 

Çocuklarında gelişimsel yetersizlikler olduğunu öğrenen ailenin ilk tepkisi şok olmaktadır. Aile, gelişimsel yetersizlikleri olan bir çocuğa sahip olmakla beklemediği ve hazır olmadığı bir durumla karşı karşıya kalmaktadır ve yoğun bir biçimde; ağlama, duygusuzluk, çaresizlik tepkileri göstermektedir. Ailenin, çocuğunun gelişimsel yetersizlikleri olduğu gerçeğinden kaçması ve bu durumun olumsuz etkilerinden kendilerini koruma girişiminde bulunması reddetme evresidir. Bu dönemde aile böyle bir çocuğu olduğunu kabul etmemekte ve çocuğunun normal olduğuna ilişkin kanıtlar aramaktadır. Bütün uzmanları dolaşarak çareler arar. Depresyon evresinde ise aile, mükemmel çocuk hayallerinin yıkıldığını düşünerek bir yas duygusu yaşar. Aile ‘Artık iş işten geçti, bundan sonra hiçbir şeyin anlamı yok' şeklinde düşünmeye başlar ve çevre ile ilişkilerini en aza indirir. 

 

Gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğa sahip olmak ailenin yükünü önemli derecede arttırmaktadır. Çocuklarının neredeyse günün yirmi dört saati; bakıma gereksinim duyması, eğitim, sağlık ve sıklıkla yapılan ziyaretler vb. aileyi maddi ve manevi yönden yıpratmaktadır. Dolayısıyla anne-babalar, ‘Böyle bir çocuğum olacağına hiç olmasaydı' şeklinde tepki gösterebilmektedir. Bu durum pek çok ailede engellenme duygularına; dolayısıyla çocuklarına yönelik kızgınlık tepkilerine neden olmaktadır. Bir yandan bu olumsuz duyguları yaşarken, diğer yandan çocuklarını sevmekte ve onun için en iyisini yapmak istemektedir. Bu durum ailede karışıklıklara neden olmaktadır. 

 

Aile çocuğun durumundan kendini sorumlu tutmaktadır. Ailenin belki de en çok zorlandığı duygu suçluluktur. Aile sürekli olarak ‘Niçin bu başımıza geldi' sorusunu yanıtlamaya çalışır. Ailenin bulduğu nedenler ise gerçekten çocuğun engel durumuyla ilişkili olmayabilir. Bu nedenle bazen aile çocuklarının durumunu geçmişte bulundukları bir davranışın Allah tarafından cezalandırılması olarak görebilir ve bu nedenle kendisini suçlayabilir. Diğer bir olasılık, ailenin yaşamını alt üst eden gelişimsel yetersizlikleri olan çocuklarına duydukları kızgınlıktan dolayı kendilerini suçlu hissetmeleridir. 

 

Kızgınlık genellikle iki biçimde görülmektedir. İlkinde eşler ‘Neden bana?' sorularını tekrarlar. Bu tür kızgınlıklar genellikle normal olarak değerlendirilmektedir. İkincisinde, kızgınlık ya da öfke, problemin kaynağıyla ilişkili olmayan bir başkasına yönelmektir. Kızgınlığın ya da öfkenin yöneltildiği bu kişiler genellikle doktorlar ve eğitimcilerdir.  

 

Uyum sürecinin en son evrelerinden biri pazarlık evresidir. Aile içi önemli olan çocuğunun normal hale gelmesidir. Aile çocuğunun engelini ortadan kaldırmanın yollarını arar. Aile bunu gerçekleştirebileceğini umduğu herkesle pazarlığa girebilir. Bu kişi bir doktor, bir uzman, hoca ya da Allah olabilir. Pazarlık genellikle çocuğun iyileşmezse yönünde yapılan en son girişim olarak değerlendirilmektedir. Pazarlık, suçluluk ve çaresizlik duygularının bir yansıması olmaktadır.  

 

Ulaşılması güç olan fakat engelli çocuk üzerinde en olumlu etkiyi bırakan son aşama kabul aşamasıdır. Bu aşamada aile gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğunu; tanıma, anlama ve problemlere çözüm bulma yönünde bilinçli çabalarda bulunur. Ancak öteki aşama ya da evrelerdeki olumsuz duygular hiçbir zaman tamamıyla ortadan kalkmaz. Bu aşamada aile çocuklarını olduğu gibi kabul etmeye, çocuğu ailenin bir bireyi olarak görmeye başlarlar. Çocuğun gereksinimleri karşılanmaya çalışılır ve uzmanlarla işbirliği yapılır. Uyum, kabul etme aşamasının eyleme dönüşmüş bir aşamasıdır.  

 

Ailelerin birçoğu aşamaların en sonuncusu olan kabul aşamasına erişememektedirler. Bazı aileler red aşamasında takılmakta ve sürekli olarak çocuklarının normale döneceği beklentisi içinde olmaktadırlar. Ancak bazı ailelerin durumla daha kolay baş edebildikleri, aileye ( büyüklük, kültürel yapı, sosyoekonomik düzey vb. ) ve çocuğa ( engelin türü, derecesi vb. ) ait bazı özelliklerle aile bireylerinin kişilik özelliklerinin gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğa sahip ailelerde sorunlarla baş etme becerilerini etkileyen etmenler olduğu görüşü de benimsenmektedir. Ailelerin gelişimsel yetersizlikleri olan çocuklarını kabul etme süreci ne kadar uzarsa, yetersizliğin aile ve çocuk üzerindeki etkileri de o denli fazla olmaktadır.

Rehberlik Servisi

Paylaş :